Çevik ol, organik ol, dijitalleş! - GYİAD Araştırma Enstitüsü

Dr.Umut KÖKSAL / GYİAD Üyesi, UK Danışmanlık Kurucusu, Öğretim Üyesi

Çeviklik ve işletmenin organik dijital dönüşümü.

Dijitalleşme, dijital dönüşüm konusunda genelde çok sık konuşulmayan, ancak belki de en çok konuşulması gerektiğine inandığım kavramlardan bir tanesi olan çeviklik kavramına, özellikle de dijital çeviklik olgusuna bu yazımda kısaca değinmek istiyorum.

Öncelikli olarak dijitalleşmenin, sadece iş süreçlerinin kağıt ortamından alınıp bilgisayar ortamına taşınması demek olmadığı, aksine bir kültürel dönüşüm ve mentalite değişikliği olduğunu kabul etmek olgusu ile bu yazıya başlamakta fayda var.



Etkin bir dijital dönüşüm, her şeyden önce iş süreçlerinin doğru analiz edilmesi ve bu analiz akabinde tasarımı doğru yapılan dijital dönüşümü kolaylaştırıcı model, araç ve uygulamaların uyarlanması, kabulü ve bunun kurum kültürü, ikliminin ayrılmaz, sürdürülebilir bir parçası haline getirilmesini gerektiren bir süreç, bir yolculuk demektir.

Dijital Dönüşüm, salt teknolojik değil, aynı zamanda organizasyonel, yapısal bir dönüşümün de unsurudur. Altyapı doğru hazırlanmadığı takdirde, ortaya çıkan gayretler, ‘’kozmetik bir dönüşümün’’ belirtisidir. Kozmetik dijital dönüşüm, iş süreçlerinin dijitalleşmesinin belli bir plana dayanmadan, teknoloji değişiminin; kurum kültürü, organizasyonel tasarım ve üst yönetim desteği ile gerçek anlamda birleşmeden, sürdürülebilir olmayan, bilinçsiz bir dijitalleşme çabasını ifade etmektedir.

Aslolan işletmenin, doğru planlama ve kademeli şekilde ‘’organik’’ olarak iş süreçlerini dijitalleştirmesidir.

İşletme, ister üretim ister hizmet, hangi alanda olursa olsun gün geçtikçe farklılaşan müşteri beklentileri, yeni müşteri deneyim arayışları ve bu beklentilerin ‘'organik'' olarak da farklılaştırdığı, bazen işletmenin bunun bilincinde olduğu bazen de olmadığı iş modelleri doğrultusunda kendini yeniden şekillendirmek durumunda. Dijital eko sistemlerin yoğun olduğu, işletmenin organizasyon yapısının bununla doğru eşleştiği bir yapıya gidiş, dijital dönüşüm olgusunun kritik bir parçası haline geliyor.

Organizasyonel ve Dijital Çeviklik, dönüşüm sürecinin başarısını tetikleyen 2 kritik kavram

Organizasyonel çeviklik, işletmenin pazardaki hızlı, inovatif değişimler karşısında hazırlıklı olmasını, hızlı değişmesini, adapte olmasını sağlayan bir organizasyonel bir anlayış. Öyle bir dijital dönüşüm stratejisi olmalı ki bu strateji, müşteri beklentileri ile uyumlaşmalı, müşteriler için her düzeyde değer üretmeli ve dijital dönüşüm sürecinin bir çıktısı olarak işletme açısından yeni gelir modellerini ortaya koymalı, işletme organizasyonu da bu hareket hız, kabiliyeti sağlamalı.

İşletmenin organizasyon tasarımı ile dijital dönüşüm başarısı arasında kritik bir ilişki söz konusu. Yapısal ve aynı zamanda akış organizasyonunun, dijital dönüşüm dinamiklerini kolaylaştırıcı, tetikleyici bir yapıda olması, ihtiyaç varsa buna uygun bir re-engineering sürecine başvurulması da yerinde bir stratejik karar olacaktır.

Dijital çeviklik ise 3 temel unsur üzerine şekilleniyor: 
Birincisi, işletmenin ileri düzeyde bir farkındalık ile iş çevresindeki değişimleri algılama gücü ya da kapasitesi, ikinci boyut belli durum ya da koşullarda optimum, organizasyonel karar verme becerisini sergileme yetkinliği, üçüncüsü ise işletmenin stratejik yönetimi çerçevesinde plan, program ve iş süreçlerini yavaşlamadan hızlı, proaktif ve emin hamleler ile yürütmesi.

Dijital dönüşüm açısından insan-süreç-teknolojiyi bir üçgen olarak düşündüğümüzde, işletmenin çalışanını güçlendirmesi, müşteri bağlılığını artırması, süreçlerini optimize etmesi ve en önemlisi ürün/hizmetlerini dönüştürmesi için dijital çeviklik vurgusu önemli. Dijital çeviklik, daha az risk ve inovasyonu daha hızlı servis etme açısından dijital dönüşüm için bir motor görevi görüyor. Motor ne kadar güçlü ise araba da o kadar hızlı gidiyor.

Temel anlamı itibarı ile gelişen, değişen dijitalleşme trendlerinin mevcut mal, hizmet ve iş modellerini değiştirmesi, yeni iş modellerini ortaya çıkarması şeklinde tanımlanabilecek başta bankacılık, otomotiv olmak üzere tüm sektörleri etkileyen dijital yıkımı (digital disruption) yönetebilmek adına da dijital çeviklik şu kritik sorulara odaklanmak zorunda:

· Hatalı iş kararlarına, müşteri ilişkileri açısından hatalı proje yönetimlerine neden olan yetersiz müşteri içgörüleri var mı yok mu?

· Organizasyonun daha yalın, daha esnek, daha öğrenen organizasyon olabilme ve bunu sunduğu ürün/hizmetlere yansıtması adına süreçler arası engeller, darboğazlar var mı yok mu? Varsa bunlar yönetilebilir mi?

· Müşteri memnuniyetini düşüren, müşteri deneyimlerini olumsuz yönde etkileyen karmaşık süreçleri doğru tanımlayabiliyor muyuz? Bu süreçlerde filtreler oluşturup, süreç performansını hangi stratejik dokunuşlar ile artırabiliriz?

· Data ve analitik hangi süreçlerde gelişmiş karar verme ve etkin süreç uygulamaları için real-time, veri-odaklı içgörüleri işletmemize sağlayabilir? Bu içgörülerden sürdürülebilir şekilde nasıl yararlanılabilir?

· Müşteri memnuniyetini ve müşteri ile ile ilgili KPI'ları optimize etmeye yardımcı olacak fırsatları keşfetme, öngörme ve tanımlamayı işletme takımlarına sağlayacak ‘'360 Derece Müşteri Bakışı'' nasıl gerçekleştirilebilir? Ne gibi yönetsel, organizasyonel kararlar alınabilir? Bu kararlarda rasyonellik nasıl artırılabilir?
Çeviklik sadece insana özgü bir özellik değil. Altyapısı sağlam, kozmetik olmayan-sadece görüntüden ibaren olmayan bir dijital dönüşüm için organizasyonel yetkinliklerin, dijital yetkinliklerin çevik bir bakış açısı ile ele alınması artık bir zorunluluk.

Dijital yıkımın ürün, hizmet önermeleri ile iş modelleri üzerindeki etkisi, dijitalleşme arttıkça kaçınılmaz. Dijital dönüşümde başarı için yeni iş modellerinde sürdürülebilirlik yönetimi açısından da slogan açık ve net.

‘’Çevik Ol, Organik Ol, Dijitalleş”

www.dunya.com sitesinden alınmıştır.
https://www.dunya.com/kose-yazisi/cevik-ol-organik-ol-dijitalles/434946